ANTALYA-TÜRKİYE'nin Rivierası

Etekleri çam ormanlarıyla kaplı, düz olmayan kıyı kesitiyle koylar oluşturanAşağılara inildikçe berrak denizine ulaşılan Toros dağları Antalya’da bulunmaktadır. Yılın 300 gününde yüzülebilen bu bölge, güneş banyosu, farklı su sporları, su kayağı, yelken sporu, dağcılık ve mağaracılık için bir cennettir.
  • GEZİ
    SEYAHAT
    HOTEL
    MOTEL
    TATİL YÖRELERİ
    AKDENİZ
    EGE
    KARADENİZ
    İSTANBUL
    ANTALYA
    TURİZM

BLOG TATİL


Tatil ve turizm rehberiniz

TATİLİMİZİ NEREDE GEÇİRELİM

« Önceki | Sonraki »

20/7/2007

Japon dağcılar Ağrı'da arındı


Yaş ortalaması 60'ın üzerinde olan bir grup Japon dağcı sağlık ve ibadet için Ağrı Dağı'nın zirvesine tırmandı.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, özellikle turistik bir mekansa pek çok Japon'la karşılaşırsınız. Türkiye'ye ilgileri de son yıllarda giderek artıyor. Bir grup ise geçtiğimiz hafta Ağrı Dağı'na tırmanmak için ülkemizdeydi. Dağın zirvesi olan 5135 metreye kadar çıkan Japon grubunun en büyük özelliği ise yaş ortalamalarının 60'ın üzerinde olması. 6 kişiden oluşan dağcılar arasında 78 yaşında bir kadın da var. Profesyonel bir dağcı olan Fukushima Motoe, tüm tırmanış boyunca hiçbir sağlık problemi yaşamadan aşağı indi. Tur rehberleri Hayakawa Akio, Japonlar arasında son birkaç yıldır dağcılık ve trekking sporlarının çok popüler olduğu söylüyor. "40-70 yaş arasındaki Japonların en büyük hobisi dağcılık yapmak. 70 yaşından büyük olup da dağcılık yapan pek çok insan var. Çünkü sağlıkları için çok yararlı olduğuna inanıyorlar."

20/7/2007

Van Doğu'nun ot cenneti

Van'a otlu peyniri için bile gidilebilir

Doğal ve tarihi zenginlikleriyle ilgi toplayan Van'ın yemeklerinde çeşit çeşit otların yeri önemli. Otlu peynirin, eşkili ve inci kefalinin tadına bakmak için bile bu olağanüstü yöreye gitmeye değer




Van Doğu'nun ot cenneti Doğal ve tarihi zenginlikleriyle ilgi toplayan Van'ın yemeklerinde çeşit çeşit otların yeri önemli. Otlu peynirin, eşkili ve inci kefalinin tadına bakmak için bile bu olağanüstü yöreye gitmeye değer. Yüzüklerin Efendisi filmlerini biliyorsunuz. İnsanın soluğunu kesen görüntüler, filmin çekildiği Yeni Zelanda'yı bir anda dünyanın en önemli turistik hedefleri arasına kattı. Yerkürenin en ücra köşesinde olması, uzaklığı nedeniyle en pahalı uçak biletlerinin bu ülkeye kesilmesi, Avrupa ve Amerika'dan buraya uçmak isteyen turistlerin hevesini hiç kırmıyor, turizm giderek gelişiyor. Oysa biz de etkileyici görüntüler açısından Yüzüklerin Efendisi'ne daha da uygun dekor oluşturabilecek, ancak pek çoğumuzun farkında olmadığımız bir doğa cennetine sahibiz: Van yöresi...

Daha uçakla o koskoca deniz boyutlarındaki göl üzerinden alçalırken, manzaranın görkemi insanın başını döndürüyor. Gölün rengi hiçbir denizimize benzemiyor ve üstelik günün her saati, suyunun özelliğinden, havanın açık ya da bulutlu olmasından da kaynaklanan bir mucizeyle, göl, mavi, yeşil ve morun en güzel tonları arasında renk değiştiriyor. Van, çevresi 3 bin metreyi bulan ulu dağlarla çevrili, denizden 1640 metre yükseklikte bir çanakta yer alıyor. Dağlar kar ve yağmuru tutuyor. Dolayısıyla yılın ortalama 120 günü güneşli geçiyor. Van Gölü üzerindeki Akdamar adasında yer alan tarihi manastır kalıntıları, yaklaştıkça insanın içini titretmeye başlayan gümbürtüsüyle muhteşem Muradiye Şelaleleri, 3 bin yıl öncesi Urartu dönemine uzanan Çavuştepe Kalesi, Van'a 60 kilometre uzaklıktaki kartal yuvasını andıran Hoşap Kalesi, otomobille kolayca günübirlik gidilip dönülebilecek Doğu Beyazıt'taki dillere destan İshak Paşa Sarayı hakkında ayrıntılara girecek değilim. Bu köşenin konusu lezzet. Dolayısıyla, bu yazıda konumuzun dışına pek çıkmamam gerekiyor. Van'ın, yemek meraklıları için de önemi büyük. Öncelikle Ege bölgesi ile Van yöresi ortak bir özelliğe sahip. Ülkenin en batısı ile en doğusunun bu ortak yanı yenilebilir otların zenginliği ve yemeklerde bu otların kullanımı. Az önce değindiğim iklim ve doğa koşulları, Van'ı Doğu Anadolu'nun diğer kesimlerinden farklı kılıyor. Mevsimlerinde Van çanağında bir bölümü yalnızca buraya özgü otlar yetişiyor ve yöre halkı bu otları özelliklerine göre değerlendirmeyi çok iyi biliyor. Özelliklerinden kastettiğim, bu otların bir bölümü çiğ olarak fazlaca tüketildiğinde zehirli etki yapabiliyor. Halk bu otları ya hafif salamura ederek, ya haşlayıp suyunu dökerek zararsız hale getirdikten sonra yiyor. Kimileri hastalıkların tedavisinde kullanılıyor, bir bölümü doğrudan tüketilirken bir kısmı da gıda maddelerine katılarak değerlendiriliyor.

BU PEYNİRDE 60 ÇEŞİT OT VAR
Van bölgesi otlarının yoğun biçimde bir araya geldiği en önemli yiyecek otlu peynir. Bu güzelim peynirde yaklaşık 60'a yakın bitki türü kullanılıyor. Bir peynirde bu otların en az 20- 25'i yer alıyor ve bunlar peynire lezzet dışında besin değerini artırmak, sindirimi kolaylaştırmak, insan sağlığına zararlı mikroorganizma faaliyetlerini frenlemek amacıyla katılıyor. Bugün modern bilimsel imkanlarla saptanan bu özellikleri yüzlerce, hatta binlerce yıl önceki üreticilerin gözlem ve sezgileriyle tespit etmeleri, gerçekten etkileyici. Her ne kadar otlu peynir ülkemizin birçok bölgesinde aynı adla üretilse de kuşkusuz kendi mikro kliması içinde yapılanlar bunların arasında en lezzetlisi, en mükemmeli. Yörede en iyi otlu peynirler ise Gevaş ilçesi, Görentaş beldesi ve civarında ve yalnızca koyun sütünden yapılıyor. Çatak soğanı, düğün çiçeği, yöresel adlarıyla sirik, sirmo, mendo, heliz ve özellikle de kenger, peynir yapımında kullanılan otlardan. Çoğu otun Latince isimleri dışında Türkçe'de adı bile yok.

 Yöre halkı bunların hepsini tanıyor, biliyor ve gerektiği biçimde kullanıyor. Van yemeklerinde de tahmin edebileceğiniz gibi, otlar bol bol yer alıyor. Örneğin her fırsatta keyifle içtiğim ayran aşı dövme buğday, yoğurt, kıyma, un, nohut ve yumurta dışında ıspanak, evelik, pazı, yabani sarmaşık, yarpuz, kişniş otu ve soğan içeriyor. Kavurma, mercimek ve ayva ile yapılan "ayva yemeği", yine kavurma, evelik otu ve erik pestili ile pişirilen "eşkili" gibi meyvelerin kullanıldığı yemekler de var. Van Gölü sodalı bir su. Burada başka göl ya da ırmaklarda bulabildiğimiz hiçbir balık türü yaşamıyor. Sadece Van Gölü'ne özgü bir balık var; inci kefali. Van gölüne açılan tatlı sularda yumurtadan çıkıp belirli bir boya geldiğinde Van gölüne ulaşıyor, burada önce ırmak ağızlarında sodalı göl ortamına alışıyor, sonra göle dağılıyor. Boyu irice bir istavriti pek geçmeyen bu balıklar yumurtlama zamanında tekrar dünyaya geldikleri akarsuya tırmanıyor, burada yumurtalarını bırakıp ölüyorlar.



KAHVALTI BURADA BAMBAŞKA
İnci Kefali çok kılçıklı bir balık. Tuzlanmış halde saklandığı gibi tandırda ya da fırında da pişirilip yeniyor. Ancak klasik pişiriliş biçimi, balığın içi ayıklanmadan, olduğu gibi ızgara edilmesi. Sonra tabakta karnının üstüne oturtuluyor ve balığın eti sırtından bıçakla iki yana doğru kılçıklardan sıyrılarak açılıyor. Bu şekilde balığın iç organları, onları kavrayan ince karın kılçıkları ve sırt kılçığı yerinde kalırken, yenilebilir fileto hiç kılçıksız tabağa devriliyor. Genellikle Anadolu'nun birbirinden güzel yemekleri ancak evlerde yenir. Bunun bir istisnasını Van'da buluyorsunuz. Özel İdare 19. yüzyıl Van evlerinin bir kopyasını Van Kalesi'nin hemen altına yaptırmış. Burası orijinal malzemelerle döşenmiş ve yöre yemeklerini çok iyi bilen Sanal Hanım'a da evin mutfağı teslim edilmiş. Onun Van yemekleri tadılmaya değer.

Van'da bir başka lezzet durağı da özellikle Siirt yemekleri ile tanınmış Aşiyan ev yemekleri lokantası. Kazım Karabekir Caddesi'ndeki bu lokantayı emekli memur Beşir Mahtav ve eşi açmışlar. Pırıl pırıl, tertemiz ve güzel yemekleri var. Van'da mutlaka uğranması gereken bir yer de Eski Sümerbank Sokak'taki kahvaltı salonları. Van'a özgü özel dükkanlarda kahvaltı etme geleneği 1946 yılında başlamış. Seher Kahvaltı Salonu'nun sahibi Veysel Timur ise sokağın en eskisi. 1950'den beri her sabah saat 4'te dükkanını açıyor.Ahmet Örs - Sabah

6/5/2007

Bodrum plajları


Gümbet : Bodrum'dan sadece 3 km. uzaklıktadır. Son yıllarda oldukça gelişmiş, çok sayıda otel, bar, restaurant, disko vs. ile kendi başına bir tatil yöresi olmuştur. Popüler bir su sporları merkezidir.

Bitez : Bodrum'dan 7 km. uzaklıktadır. Yarımadanın en yeşil ve bozulmamış yerleşim birimlerinden biridir. Sahilleri windsurf için çok uygundur. Yarımadada lokumun üretildiği tek yerdir.

Ortakent : Bitez'den sonraki koy, Bodrum'a 13 km. uzaklıktaki Ortakent'tir. Uzun bir plajı vardır ve deniz hemen derinleşir. Birçok otel, kafe, bar ve restaurant vardır. Ayrıca burada kamping yeri de mevcuttur. Ortakent sahilleri su sporları için çok uygundur.

Bağla : Bodrum'dan 15 km. uzaklıktadır. Güzel bir koy'dur. Burada bulunan bir içme suyu kaynağının bulunduğu yer, halkın piknik yapmak için tercih ettiği bir alandır. Son yıllarda gelişmeye başlamıştır.

Aspat : Bağla'nın arkasındaki koy'dur. Bodrum'un ünlü halk türküsü olan Çökertme'de bu yörenin adı geçer. Aspat ismi, toprağı verimsiz olduğundan antik dönemde verimsiz toprak anlamına gelen Aspartos sözcüğünden esinlenilmiştir. Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi eserlerinde bu yöre hakkında önemli bilgiler vermiştir.

Karaincir : Bodrum'a 24 km. uzaklıktadır. İki tarafı tepelerle çevrili olduğundan rüzgar almaz. 500 metre uzunluğundaki sahilin kumu çok incedir.

Akyarlar : Bodrum'a 22 km. uzaklıktadır. Yunan Adaları buraya çok yakındır. Kamping siteleri mevcut olup winsurf için idealdir.

Turgutreis : Bodrum'a 18 km. uzaklıktaki bu belde ismini, Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli kaptanlarından olan ve bu yörede doğan Turgutreis'ten almıştır. Güçlü rüzgar aldığından profesyönel windsurfçüler tarafından tercih edilmektedir. Birçok tesis ve kumlu plajları vardır.

Kadıkalesi : Turgutreis'in 4 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Güzel bir-kaç turistik tesis bulunmaktadır.

Gümüşlük : Bodrum'a 24 km. uzaklıkta olan Gümüşlük yarımadanın en iyi korunmuş (yaygın sit alanları olduğundan) sakin ve huzurlu bir yöresidir. Deniz kenarında bulunan balık lokantalarıyla ünlüdür. Koyun karşısında bulunan küçük adaya sadece paçalarınızı sıvayıp yürüyerek geçebilirsiniz.
Burada denizaltında kalan tarihi site mevcuttur.

Yalıkavak : Bodrum'a 18 km. uzaklıktadır. Birçok yeldeğirmeni vardır ve yeldeğirmenlerinden de anlaşılacağı gibi sert rüzgarlara açıktır. Son yıllarda yarımadanın en hızlı gelişen turizm yörelerinden birisidir. Birçok turistik tesis mevcuttur.

Gündoğan : Yalıkavak'tan sadece bir-kaç dakika uzaklıktadır. Turizmin hızla gelişmesine rağmen huzurlu bir yerdir.

Göl-Türkbükü : Gölköy ve Türkbükünün birleşmesiyle Göl-Türkbükü adıyla belediye olmuşlardır.. Türkbükü özellikle sanatçı, artist yazar ve şairlerin buluşma yeri olmuştur. Turistik tesis sayısı , özellikle Gölköy'de, hızla artış göstermiştir. Deniz kenarındaki restaurant ve cafelerinde hoşça vakit geçirebilirsiniz.

Torba : Bodrum'a sadece 6 km. uzaklıktadır. Kaliteli turistik tesisler mevcut olup, Didim'e yapılan feribot seferlerinde feribotlar buradan hareket etmektedirler.

6/5/2007

Antalya 'nın plajları

Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olan Antalya'nın kıyılarının uzunluğu, girinti, çıkıntı dahil 640, düz hat 500 km’dir. Antalya'nın batı kıyılarında dağların denize dik inmesi nedeniyle deniz derindir ve plajlar süreklilik göstermez. Ancak Kemer, Tekirova, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş kıyılarında iyi olanaklı doğal plajlar vardır. Ayrıca Beldibi Plajları, Göynük Sahilleri ile Kemer, Tekirova, Olympos ve Kolindonya burnundan Ksantos'a kadar olan sahillerde turizm için gerekli bütün tabii unsurlar bulunmaktadır. Konyaaltı ve Reşat Adası Plajları da Antalya'nın batısında yer alır. İlin doğu kesiminde ise dağların denize paralel uzanması, dağlarla deniz arasında bir ova oluşumunu sağlamış, böylece Antalya'dan başlayıp Side ve Gazipaşa yakınlarına kadar ince kumdan meydana gelen muhteşem plajlar olmuştur. Lara, Karpuzkaldıran, Belek, Kundu plajları Antalya'nın doğusunda yer alan plajlardandır.

 Antalya'da Mavi Bayrak ödüllü çok sayıda plaj mevcuttur.

(Mavi Bayrak, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı’nın (EEE) 1987'den beri yürüttüğü; deniz ve göl sularının temizliğini, kıyıların düzenini, plaj hizmetlerinin niteliğini yükseltmeyi amaçlayan bir kampanyadır.) Ülkemizde 1992'de Akdeniz kıyılarımızda başlatılan kampanya çalışmaları, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı üyesi Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından yürütülmektedir.

Antalya'daki ince kumlu doğal plajlar ve güzel manzaralı koyların yanı sıra mart-aralık aylarında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının uygun olmasıyla devam eden deniz mevsimi bölgenin turizm potansiyelini arttırmaktadır.

Kleopatra Plajı
Alanya'nın batısında 2 kilometrelik uzunlunluğa sahip Kleopatra Plajı, ince kumlu ve alabildiğine geniş bir plaj. Adını mısır Kraliçesi Kleopatra'dan alan plajın bir diğer özelliği de denizin sığ olması.


İncekum Plajı
Alanya'nın yaklaşık 20 km. batısında çamlık, doğal, ince kumlardan oluşan güzel bir plajdır. Çadır kampı yapılabilecek alan mevcuttur.


Doğu Plajı
Alanya'nın doğusunda, Antalya-Mersin karayolu üzerindedir. Keykubat Plajı ile bunun 14 km'lik sahil uzantısından oluşur. Sahil boyunca plaj tesisleri bulunmaktadır.


Ulaş Plajı
Alanya merkezine 6 kilometrelik uzunluktaki Ulaş Plajı, denize girmek için en çok tercih edilen yerlerden. Plajın uzantısı halindeki Karayolu Ulaş Dinlenme Parkı ise arabalı turistlerin dinlenme yeri olarak düzenlenmiş.


Koru PlajıGazipaşa'nın Koru Mahallesi'nde bulunan bu plajda deniz; kendi kendini filtre eden tek deniz olma özelliğine sahiptir. Üç doğal havuzu vardır, Bunlardan iki doğal havuz özellikle yeni yüzme öğrenenler için idealdir.

Lara Plajı
Antalya'nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.

Konyaaltı Plajı
Antalya'nın 3 km. batısında, yaklaşık 1.5 km. uzunluğunda kum çakıl karışımı bir plajdır. Belediyenin yaptırıp işletmeye açtığı halka açık plaj tesisleriyle yeme, içme ihtiyacına cevap verebilecek gazinolar, pansiyonlar ve oteller vardır.

Kemer Plajı
Kemer'de Beldibi mevkiinden başlayıp Tekirova'ya kadar olan bölüm genellikle ince kumlardan oluşan doğal bir plajdır.

Patara Kumsalı
Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Patara (Ovagelemiş), Kaş-Fethiye yolu üzerinde ilçe merkezine 45 km. uzaklıktadır.



Karpuz Kaldıran Plajı
Lara Plajı'nın batısında Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığd

5/5/2007

Doyumsuz güzellik

Side Antik limanıyla varolan, kelime olarak nar granat anlamına gelen Side, Türkiye’nin ünlü-klasik şehirlerinden biridir. Bugün bu şirin şehrin konumundan, farklı güzellikteki otellerinden, pansiyonlarından, mağazalarından; iki kum plajından dolayı yoğun bir turist akınına uğramaktadır. Yan yana dizili olan mağazalar, geleneksel Türk el yapımı deri,  şahane altın takıları satar.

Ünlü sahil kenti Alanya iki kumlu plajı arasında kaya burnunun sonunda bulunmaktadır. 13. yy’dan kalan Selçuk Kalesi  kıyı kenarında yerleşip burunu süsleyen görülmeye değer tarihi yapılardan biridir. Duvarlarında yaklaşık olarak 150 kule bulunan ikili duvarlı kaleler  kurulmuştur.

Korunan bina Selçuklu döneminin şehrini yansıtmaktadır.Etkileyici kalelerden sonra mutlaka eşsiz tersanelerle ve sekiz yüzeyli Kırmızı Kule ile tanışmanız lazım.!

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı