ANTALYA-TÜRKİYE'nin Rivierası

Etekleri çam ormanlarıyla kaplı, düz olmayan kıyı kesitiyle koylar oluşturanAşağılara inildikçe berrak denizine ulaşılan Toros dağları Antalya’da bulunmaktadır. Yılın 300 gününde yüzülebilen bu bölge, güneş banyosu, farklı su sporları, su kayağı, yelken sporu, dağcılık ve mağaracılık için bir cennettir.
  • GEZİ
    SEYAHAT
    HOTEL
    MOTEL
    TATİL YÖRELERİ
    AKDENİZ
    EGE
    KARADENİZ
    İSTANBUL
    ANTALYA
    TURİZM

BLOG TATİL


Tatil ve turizm rehberiniz

TATİLİMİZİ NEREDE GEÇİRELİM

26/8/2007

Mağara içinde minyatür minare

Gümüşhane'nin Torul İlçesi'ne bağlı Cebeli Köyü'ndeki Damlataşı Karaca Mağarası her geçen gün ilgi odağı haline geliyor. Mağara içerisinde bulunan sarkıt ve dikitlerin oluşturduğu motiflere bir yenisi daha eklendi.

Mağara giriş kapısından 50 metre uzaklıkta sarkıt ve dikitler arasındaki minare minyatürü büyük ilgi toplamaya başladı. Damlataşı oluşumları açısından hem çok zengin hem de çeşitli renk ve şekiller sarkıt, dikit, sütun, org desenli duvarlar, mağara çiçekleri, mağara incileri, traverten havuzlar ve traverten basamakları Damlataşı Mağarası'nın en güzel örneklerini oluşturuyor. Tüm bu güzellikler yanında Damlataşı Karaca Mağarası'nın kapı girişinden 50 metre uzaklıktaki sarkıt ve dikitler arasındaki minyatür minare ise görenleri hayret içerisinde bırakıyor.

Mağara yatay yönde gelişme göstermiş, elipse benzeyen dört ayrı salonun birbirine birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu salonlardan ikisi çatlak sistemlerinden sızan suların oluşturulduğu duvar damlataşları ile ikiye bölünmüş ve salon sayısı altıya çıkmıştır. Mağaranın girişi bir insan boyu yükseklikte başlayıp içeriye doğru gidildikçe bir huni şekilde genişlemektedir.
Karaca Mağarası'nı bir bütün olarak ele aldığımızda, giriş noktasından en uç noktaya 150 m. Uzunlukta olduğunu görürüz. Tavan yüksekliği ise ortalama 18 m. Dir. Mağaranın toplam iç alanı ise 1500 m2'dir.

Mağaranın Havası
Mağaranın içerisinde belirgin bir hava hareketi sözkonusu değildir. Bu sebeple mağara havasının nem oranı ağız kısmından içeriye doğru gidildikçe nispi bir artış gösterir.Yapılan ölçümlerde bu artış oranı ağız kısmında %65, 1/a No'lu salonda %70,1/b no'lu salonda %75'e çıkmaktadır. Mağara havası yaz mevsiminde dışarıya göre daha serin, kışın biraz daha sıcak olmaktadır. Bu özellikleri ile mağara, küçük bir mikroklima alanı olarak düşünülmektedir.

5/5/2007

Kapadokya, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biris

Kapadokya tatil yöresi, doğal oluşumların ve güzelliklerin insan yaşamına etkilerinin en iyi gözlendiği tatil yerleri arasındadır. İnsanları hayranlığa sürükleyen Peribacaları, içlerine yapılmış olan evler, ibadethaneler ve diğer yaşama alanları ile size tatil şansınızı değerlendirebileceğiniz Kapadokya Turları yapma fırsatı sunuyor. Bugün Kapadokya olarak nitelendirdiğimiz alan Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerine uzanmaktadır. Kapadokya'nın Üçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara şeklinde parçara ayrılmış olduğunu düşünerek hazırlanmış Kapadokya Turları sayesinde, sizi tatmin edecek bir gezi yaşayabilirsiniz. Kapadokya tatil için çeşitli fırsatlar sunuyor. Doğal güzelliklerinin yanısıra, Kapadokya otelleri, turları ve diğer turistik unsurları ile size güzel bir tatil yaşatmaya hazır. Kapadokya tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Üçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara Vadisi.


Höyükler


Alacahöyük:
Alacahöyük kazıları (1935-45) Anadolu'nun Bakır Çağı'nda ne kadar büyük bir sanat ve tekniğe ulaştığını gösterir. Burada gün ışığına çıkarılan eserlerin incelikle işlenmiş olması bunların iptidai değil, gelişmiş bir medeniyetin ürünü olduklarını göstermektedir. M.Ö. 2400'lere ait üzeri işlenmiş ve boyanmış Kapadokya keramikleri burada ortaya çıkarılmıştır. Günaltay, Kapadokya keramiğinin yolculuğundan hareketle bölgenin ilk halkı olan Hatti, Luvi ve Naşşilerin tek bir kökenden gelmiş olduklarını ileri sürer.

Suluca Karahöyük:
 Hacıbektaş ilçesindeki Suluca Karahöyük'te 1967 yılında başlatılan arkeolojik kazılar sonucu, Helenistik, Roma, Frig, Hitit ve Bronz çağlarına ait katmanlar tespit edilmiştir. Burada bulunan eserler arasında keramikler çoğunluktadır. Çıkarılan çok sayıda eser, Nevşehir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir.

Acemhöyük:
Kapadokya ile sınır komşusu olan Aksaray'ın 18 km. kuzey batısındaki Acemhöyük kazılarında M.Ö. VII. yüzyıl sonu ile M.S. IV. yüzyıl arasında farklı medeniyetlere ait çok sayıda yerleşim katı ortaya çıkarılmıştır. Acemhöyük kazılarında ulaşılan izlerden bazıları şunlardır: Bizans Dönemi'ne ait yapılar, Helen-Roma Dönemi'ne ait bir yerleşim birimi ve kültür katı; M.Ö. 500-600 arasına tarihlenen geometrik motifli parlak seramiklerin bulunduğu katlar, Hitit ve Bronz çağına ait sur kalıntıları.

Topaktı Höyük:
Avanos ilçesinin sınırları içindeki Topaklıhöyük'te İlk Bronz Çağ'dan Bizans Dönemi'ne uzanan 24 mimari kat ortaya çıkarılmıştır.

Çatalhöyük:
Dünyanın en eski peyzaj resmi burada bulunmuştur. Bu, Kapadokya'ya hayat veren dağlardan birinin, Hasan Dağı'nın patlayışını tasvir eden bir fresktir. Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunan resmin M.Ö. 5700'lere ait olduğu saptanmıştır.87 Hasan Dağı'nın o dönemde hala aktif bir volkan olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca, arkeolojik çalışmalar sonucunda Ürgüp ilçesinin sınırları içindeki Damsa Çayı yakınındaki Avla Tepesi'nde paleolitik ve neolitik döneme ait eserler bulunmuştur. Ürgüp civarında daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Roma Dönemi'ne ait kaya mezarlardır.

Ankara İngiliz Arkeolojisi Enstitüsü'nün 1964-1966 yılları arasında yaptığı pre-historik araştırmalar sonucu, Kapadokya yöresinde Neolitik Dönem'den başlayan bir çok yerleşme saptanmıştır. İğdeli Çeşme, Acıgöl, Tatların bölgelerindeki yerleşimler bunlardan bazılarıdır. Nevşehir Müze Müdürlüğü'nün Kurugöl'de yapmış olduğu kazılar sonucunda İ.Ö. II. yüzyıla ait taştan lahitler ve ölü küpleri içerisinde Arkaik döneme ait aksesuarlara ulaşılmıştır.

Yeraltı Şehirleri

Dünyada başka bir örneği bulunmayan yeraltı şehirleri, mükemmel bir tekniğin ürünüdür. Havalandırma sistemleri, hava dolaşımı tünelleriyle, emniyet ve güvenlik sistemleriyle, giriş ve çıkışlarda ilginç teknikleriyle, zemindeki kuyularıyla ve çöp toplama mekanizmalarıyla bugün bile ziyaretçileri şaşırtmaktadır.

Kayadan oyulmuş mekanlar, özellikle yeraltı şehirleri Kapadokya'nın en önemli kültürel zenginliğidir. Bu yerleşimler, ilk çağlarda depremi ve yangını bol olan; kışı soğuk, yazı sıcak geçen; ağaçsız, ormansız bir coğrafyada insanın doğanın imkan ve sınırlılıklarını değerlendirişinin en iyi örneğidir.

Yeraltı şehirlerinin ilk defa ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Bazı araştırmalar, yeraltı şehirlerinin kullanım bakımından, özellikle ilk katlarda mekana giriş çıkışların neolitik devrin ev tipine benzer biçimde damdan sağlandığına dikkati çekmektedir. Ayrıca, Derinkuyu yeraltı şehrinde Hititler'e ait kartal heykeline, Mazı yeraltı şehrinin girişinde Frigler'e ait kare mekanlı bir tapmak ve Kibele'nin kutsal işaretlerine rastlanmıştır. Buradan hareketle yeraltı şehirlerinin bölgenin en eski yerleşimlerinden olduğu söylenebilir. Diğer taraftan yer altı şehirlerinin tehlike anında sığınma amacıyla mı kullanıldığı, sürekli yaşanan mekanlar mı olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bölgede yaşayan her uygarlık tarafından kullanılmış olması, yeni mekanlar eklenerek genişletilmesi gibi nedenlerle bu şehirleri tarihlendirmek imkansızdır. Genellikle ilk kat yerleşimlerin, en eski yerleşimler olduğu düşünülmektedir.

Derinkuyu Yeraltı Şehri:
Yaklaşık 100.000 kişilik bir topluluğun barınma, yeme, içme, ibadet, savunma ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Şarap üretimi yapılabilen, içinde su kuyusu ve ahırlar bulunan yeraltı şehrinin 18-20 kat olduğu bilinmektedir. Bu katlardan sadece sekizi temizlenerek ziyarete açılmıştır. Yaklaşık 52 havalandırma bacasına sahip bu yeraltı şehrinin duvarlarında tarihlendirmeye yardım edecek herhangi bir işaret yoktur.

Kaymaklı Yeraltı Şehri:
Nevşehir'in 20 km. güneyinde Kaymaklı kasabasındadır. Sekiz katlı şehrin ilk katı Hititler tarafından yapılmış, diğer katları ise Arap-Pers saldırıları sırasında Romalılar ve Bizanslılar tarafından genişletilmiştir. İki km.den fazla bir alana yayılan bu yeraltı şehrinin 4 katı temizlenmiş ve aydınlatılmış durumdadır. Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi, oyulan tüflerden saldırı anında kapıları içeriden kapatabilecek sürgü taşları imal edilmiştir.

Mazı Yeraltı Şehri:
 Kaymaklı yeraltı şehrine 10 km. uzaklıkta, Mazı Köyü'nde bulunmaktadır. Mazı yeraltı şehri, derin bir vadide yer alan köyün batı sırtına kurulmuştur. Değişik yerlerinden dört giriş tespit edilmiştir. Asıl giriş düzensiz taşlardan örülmüş koridorla sağlanmaktadır. Yeraltı şehrinin girişinde yer alan mekan ahırdır. Geniş alana yayılan ahırlar, diğerlerinden farksız olmakla birlikte, ahırlardan birinin içinde hayvanların su içmesi için oyulmuş olan yalak, Mazı yeraltı şehrini diğerlerinden ayıran bir özelliktir. Şehrin genel özelliği alt kat mekan bağlantılarının kısa pasajlarla, üst kat mekan bağlantılarının ise uzun dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığı için yeraltı şehrinin ne kadar geniş bir alana yayıldığı bilinmemektedir.

Özkonak Yeraltı Şehri:
 Özkonak Kasabası'nda bulunan yeraltı şehri apartman düzenindedir. Mekanlar tünellerle birbirine bağlanmıştır. Bugün mekanların tümü temizlenmiş durumda değildir. Dışarıda şekillendirilerek içeri taşınmış olan sürgü taşlarındaki savunma sistemi gelişmiş bir düşüncenin ürünüdür.

Tatlarin Yeraltı Şehri:
Acıgöl ilçesine 10 km. uzaklıkta, Kale olarak adlandırılan yamaçta yer almaktadır. Bugün sadece iki katı ziyarete açık olan yeraltı şehrinde odaların ve dolapların ebatlarının oldukça büyük oluşu, çok sayıda kilisenin varlığı buranın bir askeri garnizon ya da manastır kompleksi olduğunu düşündürmektedir.

Özlüce (Zile) Yeraltı Şehri:
Kaymaklı Kasabası'nın 6 km. batısında eski adı Zile olan Özlüce Köyü'ndedir. Jeolojik yapısı ve mimarisiyle diğer yeraltı şehirlerinden farklıdır. Değişik renkte tüflerden yapılmıştır. Kat sistemine göre yapılmamış, geniş bir alana yayılmıştır. Yer altı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekanlar, asıl yeraltı şehrinin oluşturan kaya oyma mekanlara göre daha yenidir.

Acıgöl Yeraltı Şehri:
 Özlüce ve Mazı yeraltı şehirleri ile benzerlik gösterir. Henüz tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinde büyük salonlar birbirine tünellerle bağlanmıştır. Üç girişi bulunan yerleşimin orijinal olmayan üçüncü girişinin her iki tarafına kapı yüksekliğinde taşlar konulmuş, yatay tek taşla da kapı desteklenmiştir.

Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri:
Gülşehir ilçe sınırları içinde, Gökçetoprak Köyü yakınındadır. Diğer yeraltı şehirlerinden farklı bir jeolojik karaktere sahiptir. En altta kahverengi çamur taşı, üzerinde tüf en üst katta da andezit kaya blokları bulunmaktadır. Halen tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinin iki katı tespit edilebilmiştir. Düzgün olmayan dikdörtgen mekanlar birbirine dar, uzun koridorlarla bağlanmıştır. Yeraltı şehrinin içinde 25 metre derinlikteki su kuyusunda halen su bulunmaktadır.

5/5/2007

Olimpos’un Kuzeyi

 Olimposun kuzeyinde Çıralı plajı ve efsaneye göre Likya’nın kahramanı Bellerofon, atı Pegasla beraber  çıktığı ve ağzından alev çıkan canavarı öldürdüğü 300 m. yüksekliğinde Yanartaş dağı bulunmaktadır. Burada yerden püsküren gaz geceleyin parlak bir şekilde ışıldamaktadır. Bu yer Bizanslılar tarafından  kutsal sayılmaktaydı. Liman başlangıcı olan Olimposun  batısı, Finike narenciye bahçeleriyle çevrilidir. Doğuda kum plajlar, batıda ise kayalıklar, koylar, körfezler bulunmaktadır.

Limra, Likyanın antik şehri olup Finike’den 10 km. uzakta bulunmaktadır. 4. yy.da inşa  edilen Perikla Mozalesi antik sanatın fevkalade eserlerinden birisidir. Şehrin duvarları ve Roma tiyatrosu çok ilginçtir.

Batıya doğru devam ederek Kekova’dan sonra üç tarafı dağlarla çevrili, şirin bir yer olan Kaş’a geliyorsunuz. Kaş’ın şeffaf ve soğuk suyu yüzmek ve dalmak için idealdir. Demre ve Antik şehir Myra’da (Finike’nin batısında 25 km. uzaklıkta) Roma Tiyatrosu ve sanat eserleri olan kral mezarlıkları bulunmaktadır. 4. yy’da Aziz Nikolay bu Akdeniz şehrinin piskoposu olmuştur. 342 yılında burada ölmüştür. O yüzden her yıl aralık ayında binlerce turist Noel bayramını kutlamak için buraya gelir. Kekova  - Dalyanağzı denizinden bu adaya ulaşmak mümkündür. Körfezler doğal liman olarak hizmet vermektedir. Adaların doğal güzelliğinin saatlerce tadını çıkarmak mümkün.

Bir zamanlar Antifellos olarak adlandırılan Kaş’ta sadece lahit ve mezar taşları kalmıştır. Fakat şehrin büyüleyici güzelliği halen devam etmektedir. Bu antik kentin sokaklarında dolaşmak, el yapımı deri, bakır ve gümüş işleri, pamuktan kıyafetler ve el yapımı halı satan hediyelik dükkanlara uğramak çok hoşunuza gidecek.

Alışverişten sonra  Akdenizin çiçeklerle bezenmiş kıyılarında dolaşabilir veya  palmiyelerin gölgesinde dinlenebilirsiniz. Kaş’ın barı ve restoranları size inanılmaz güzellikte bir gece hayatı teklif ediyor. Kalkan’ın güzel manzaralı yolunda Kaputaj plajı, yolun sonunda Turquaz Grotto bulunmaktadır.

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı